Menu
Bel Ağrıları

Bel Ağrıları Nedenleri

Bel ağrıları günümüzde hemen her insanda ortaya çıkmaya başladı ve bu durum görmezlikten gelinebilecek kadar basite alınmamalı.

Omurga Dirseklerinin Hastalıkları

1- Bel Fıtıkları

Bel bölgesi omurganın kalça ve sırt bölgesi arasındaki 5 adet omur kemiğinden oluşur. Bu kemikler arasında da disk adı verilen kıkırdaklar benzeri eklem dokusu bulunur. Disk özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına; omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder. Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir süspansiyon gibi görev yapan bu disklerin omurilik kanalına doğru yer değiştirip sinirlerin geçtiği kanalı daraltması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Disklerin iç kısmın da nükleus pulpozus denen jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında da anulus fibrozus adı verilen daha sert bir fibröz tabaka vardır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denir. Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk omurilik kanalı içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder. Ayrıca fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olurlar.

Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar. Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur. Kişiye ait faktörlerin başında omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdaklardaki dejenerasyon gelir. Kainatta hiçbir şeyin tesadüfe bırakılmamış olması gibi diskin beslenmesi de belirli bir plan ve program dahilinde gerçekleşmektedir. Damarlardaki hastalıklar, şeker hastalığı ve sigara kullanımı diske gelen kan akımının miktar ve kalitesini, dolayısıyla onun beslenmesini olumsuz yönde etkileyerek dejenerasyonu hızlandırırlar. Bel fıtığının oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler esnasında ortaya konan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek veya uzanarak bir yük kaldırdığımızda belde bulunan diskler üzerine binen yük simetrik değil, asimetrik olmaktadır.

Bel fıtıklarında cerrahi müdahale yapılması gerekirse bu iki şekilde yapılabilir;

Mikrocerrahi ile yapılan ameliyatlar;

Dev ameliyat mikroskopları yardımı ile birkaç cm'lik küçük bir kesiden girilir az miktarda kas dokusu sıyrılır. Omurga kanalının üzerini örten kemikten küçük bir delik açılır ve yine mikroskop altında fıtığa ulaşılarak çıkarılır. Bu yöntemin en büyük avantajları ameliyat yerinin açık ameliyatlarına göre çok daha küçük birkaç santim olması dolayısı ile yapılan doku hasarının çok daha sınırlı olması ve aynı zamanda çalışılan bölgenin çok aydınlık ve büyük görülmesi nedeniyle hata yapma şansının çok daha az almasıdır.

Tam endoskopi ile yapılan operasyonlar;

Bel fıtığı ameliyatı, teknolojinin gelişmesi ile birlikte son 10 yılda dünyada seçkin merkezlerde kullanılmaya başlamış en ileri ve güvenilir tekniktir. Açık ameliyatta 10-15 cmlik cerrahi kesiler yapılırken, mikrocerrahi de sadece 2-3 cm cerrahi kesiler yeterli olmaktadır. Oysa fıtık ameliyatlarında sadece 3-5 mm gibi bir açıklıktan işlem gerçekleştirilmektedir. cerrahi bölge hd kameralarla yüzlerce kez büyütülebilmekte tüm alan sanki bir bilgisayar oyunundaki joystik gibi kullanılarak incelenebilmekte işlemler yapılabilmektedir. İleri endoskopik diskektomi operasyonlarında çok ince milimetrik kamera sistemleri ile çalışıldığından hastada kanama olmamakta çevre doku hasarı standart mikroskobik cerrahiye göre çok daha az olmakta hasta aynı gün 6 saat içinde tekrar evine dönebilmekte 48-72 saat içinde de normal rutin işlerini yapabilir hale gelebilmektedir. Cerrahi görüş alanının daha geniş olması yüzlerce kez büyütme sağlanması çevre dokulara minimal hasarlı olması, kanama olmaması gibi nedenlerle gittikçe daha çok tercih edilmektedir. Çok pahalı sistemler olması, özel bir eğitim alınması gerekliliği, ve alt yapı ihtiyaçlarının olması ise dezavantajlarıdır.

Tabi bunlar dışında bel ağrısına neden olan birçok hastalıklar olmakla beraber en sık görülenler bu şekilde sıralanabilir.

Bel Ağrıları ile başvuran hastalarda ilk önce ayrıntılı bir konuşma ve muayene daha sonra kan tahllileri röngen mrı gibi görüntüleme tetkikleri ve emg sinir ölçümleri yapılarak teşhis konulur ve ilk önce acil cerrahi müdahale gerekli olanlarla ( ki bu sadece toplam başvuran hastaların %1-5i kadardır ) olmayanlar ayırt edilir.

Acil cerrahi müdahale bacak ta güç kaybı idrar yada büyük abdest tutamama, 6 haftalık yoğun tedaviye rağmen şiddetli önlenemez ağrı ve uyuşmalar olması durumudur. Bunlar yoksa öncelikle cerrahi olmayan tedavi seçenekleri değerlendirilir.

Cerrahi Dışı Tedavi Alternatifleri

a) Medikal ilaç tedavileri

b) FTR ( Tens manuelterapi traksiyon teknikleri vs )

c) Epidural Enjeksiyonlar:

Bel ağrısında kullanılan çeşitli enjeksiyon yöntemleri, belin pek çok ağrılı hastalığında hızlı ve tam bir düzelme sağlar. Bu enjeksiyonlar, tipik olarak bel ağrısı için çeşitli ilaçlar kullanmış ve bundan fayda görmemiş; ayrıca fizik tedavi yöntemleriyle de ağrıda yeterli düzelme sağlanamamış, cerrahi müdahale gerektirmeyen hastalara uygulanır. Bu enjeksiyonlar ağrının ortadan kaldırılması için uygulanmakla birlikte ağrı kaynağını ortaya çıkarmak için de yararlıdır.

Etki mekanizması: Enjeksiyonlar ağrının ortadan kalkması için ağızdan kullanılan ilaçlardan ya da kalçadan veya damardan yapılan iğnelerden çok daha etkilidir. Çünkü bu yöntemlerle uygulanan ilaçlar vücudun her yerine dağılmayıp direkt olarak ağrıyı oluşturan anatomik bölgelere ulaştırılmaktadır. Ağrılı bölgeye uygulanan steroid türü ilaçlar, güçlü yangı giderici etkileriyle ağrının kaynağındaki yangıyı ortadan kaldırır. Ayrıca, örneğin bel fıtığında uygulanan bu tür ilaçlarla fıtığın çevresindeki ödem geriletilerek olay bölgesi rahatlatılır.

Belin neresine yapılır: En sık uyguladığımız enjeksiyonlar; Epidural ve transforaminal enjeksiyonlar Sinir kökü blokları Faset eklem enjeksiyonları Sakroiliak eklem enjeksiyonları, şeklinde sıralanabilir.

Kimlere yapılır: Enjeksiyonlar en çok bel fıtığı hastalarında uygulanmaktadır. Burada amaç fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası bir sinir kökü basısını azaltmaktır. Yöntem, düşük riski ve önemli bir yan etki potansiyeli olmaması nedeniyle yaygın bir yöntemdir. Özellikle ilaç tedavisi, egzersiz ve fizik tedavi gibi konservatif yöntemlerle düzelme sağlanamayan disk kaynaklı bel, bacak ağrılarında tercih edilir. Belin yanısıra boyun ve sırt omurlarının fıtıklarında da aynı yöntem uygulanmaktadır. İşlemin uygulandığı hastaların büyük bölümünde ağrı tamamen yok olur. Düzelme sağlanamayan az sayıdaki hastada ise işlem tekrarlanabilir. Genel kabul, işlemin bir kaç ay içinde 3 kez uygulanabileceğidir.

Kimlere yapılmaz: Bel bölgesinde enfeksiyon olanlara kan sulandırıcı kullanan hastalara küçük çocuklara daha once 3 kez yapılmasına ragmen hiç fayda almamış hastalara uygulanması önerilmemektedir.

Nasıl yapılır: İşlemin uygulanacağı hastamız özel girişim odasına alınıyor. Enjeksiyon floroskopi adı verilen özel bir görüntüleme yöntemi eşliğinde, yani işlem bölgesi görülerek uygulanıyor. Enjeksiyondan önce girişim bölgesine lokal anestezi uygulanarak, hastanın işlem sırasında ağrı duymaması sağlanıyor. 30 dakika kadar süren işlemden sonra hastamızı odasına alıyoruz. 3-4 saatlik bir dinlenme süresinin ardından da evine yolluyoruz.

Riskleri nelerdir: Diger bölge enjeksiyonlarında olduğu gibi enfeksiyon dura delinmesine bağlı geçici baş ağrıları.

d) Nöralterapi Islak/Kuru İğneleme:

Nöralterapi 1920'li yıllarda Ferdinand ve Walter Huneke  adında kardeş 2 Alman doktor tarafından geliştirilmiş, kullanılan lokal anesteziklerle, vücudun kendi nörovejetatif sistemine etki ederek bedenin regülasyonunu sağlayan önemli bir  tedavi yöntemidir.

Nöral terapi lokal etkisinin yanı sıra , humoral, hücresel, nöral ve hormonal bir düzenleme sistemi ile etki yaptığı kanıtlanmıştır.

Bedenin karşılaştığı uyarılar ve bilgi değişiklikleri nörovejetatif sistemde yer almakta ve aşırı uyarı enerjinin üretimini ve dağılımını engellemekte, bozmakta ve vejetatif sinir sisteminde düzensizlikler ortaya çıkarmaktadır. Çoğu kez modern tıbbın açıklayamadığı ve hastanın kendi psikolojisi ile ilgili olduğu söylenen, hastalıklar ortaya çıkmadan önce oluşan bu değişikliklerin   temelinde, hastanın bozulan vejetatif sinir sistemindeki düzensizlik yatar.

Bu düzensizlikler Nöral terapi ile regüle edilir.  Nöralterapi bozulmuş dokuya enerji sağlayarak, ya da enerji bloklarını çözerek etki etmektedir.

Huneke Metodu’na göre nöral terapi iki temel mekanizma ile çalışmaktadır:

  • Birincisi segmental mekanizmadır. Burada rahatsızlığın uzandığı segmente yapılan lokal anestezik enjeksiyonu ve bu segmentin spinal kord ile olan bağlantısı esastır.
  • İkincisi ise hastalığa sebep olan alanın (bozucu alan) ortadan kaldırılmasıdır. Bu bölgeye yapılan enjeksiyon semptomların aniden ortadan kalkması ile sonuçlanır (Flash Fenomeni=Anında etki).

Segment tedavisi segmentin bütün kısımlarının, segmentin içindeki önemli proseslere karşı, bir bütün olarak rol oynaması ile ilgilidir. Stimulus spinal kord yolu ile periferden, respectif segmentle asosiye olmuş organa ulaşır (cutivisceral refleks yol), ya da organdan spinal kord yolu ile diğer organa ulaşır (viscerovisceral refleks yol).

Bütün nörovejetatif sistem fonksiyonları humoral, hücresel, nöral ve hormonal düzenleyici mekanizmaların aralarındaki ayarlamalar sonucu sistemdeki reaksiyonlara katılımı ile bağlantılıdır. Bu mekanizmaların sadece birinde oluşacak herhangi bir bozukluk bütün sistemin fonksiyonel düzensizliği ile sonuçlanacaktır. Yani hastalık yalnızca bir organı değil, bütün vücudu etkileyecektir.

Bozuk segmental dokuya lokal anestetik ile yapılan nöral terapi yalnızca patolojik refleks yolları kesmekle kalmaz, aynı zamanda bozuk hücre membranını doğru potansiyele repolarize ederek, vejetatif fonksiyonları normal hale getirir.

Vücudun herhangi bir yerindeki önceden geçirilmiş veya hali hazırdaki lokal irritasyon (inflamatuvar, kimyasal, fiziksel veya travmatik olabilir), patolojik bir saha (bozucu alan) haline gelebilir ve nörovejetatif sistemi bozarak diğer vücut fonksiyonlarının bazılarında da rahatsızlığa neden olabilir. Bu sahaya lokal anestetikle uygulanan nöral tedavi bu etkiyi azaltabilir ve semptomlarda ani bir düşüş gözlenebilir (Flash Fenomeni).

Bu bozucu sahalar sıklıkla kafa bölgesinde, özellikle de diş, tonsil ve paranasal sinüslerde lokalizedir. Yaşam sadece madde ile sınırlanmış değil, aynı zamanda enerji ile de bağlantılıdır. Bir zarın normal şartlarda, dinlenme durumunda dış tarafta pozitif, iç tarafında negatif yükü vardır. Bir uyarılma söz konusu olduğunda zarın sodyum iyonlarına olan geçirgenliği birden artınca sodyum iyonları o kadar ani ve hızlı olarak iç tarafa akarlar ki, dış ve iç yüzeyler arası potansiyel farkı yok olur ve hatta iç yüzde dış yüze oranla daha fazla bir pozitif yük toplanır ve bu halde normal dinlenim potansiyeli ortadan kalkar (depolarizasyon). Bu durumda potasyum iyonları hücreyi terk etmiş ve sodyum iyonları da hücre içine girmiş durumdadır.

Normal şartlar altında depolarizasyonun oluşundan hemen sonra zarın porları sodyum iyonlarına karşı geçirgenliğini yeniden kaybeder. Bu durumda potasyum iyonları hücreye geri döner ve sodyum iyonları hücreyi terk eder ve hücre membranı tekrar impermeabl hale gelir. Böylece normal dinlenim potansiyeli geri gelmiştir (Repolarizasyon). Normalde hücrenin içerdiği potansiyel 40-90 milivolt kadardır ve bu potansiyel her stimülüs ile düşer (Depolarizasyon) ve hemen ardından gerekli enerji oksijen metabolizmasından sağlanmak suretiyle hücre yeniden şarj olur (Repolarizasyon).

Bütün bunlarla birlikte son derece kuvvetli bir stimülüs veya birçok kümülatif stimülüsler sonrasında (kimyasal, fiziksel veya travmatik) hücre yeniden repolarize olmayı başaramaz. Sürekli depolarize olmuş ve bu nedenle zayıflamış veya hastalanmış hücre, aktivitelerini daha fazla entegre edemez ve fonksiyonlarını sürdüremez. Organların konjenital olarak güçsüzlüğü veya hastalıklar nedeni ile bozulmuş hale gelmesi, elektrik impulslara uyumsuzluk göstermesine neden olur.

Sürekli depolarize olmuş hücrenin membran potansiyeli 40 milivoltun altına düşmüştür. Bu durumda nöral terapi için kullanılan lokal anestetik, içerdiği yaklaşık 290 milivoltluk gücü ile hücreyi hiperpolarize eder. Enjeksiyonlar tekrarlandığında her tekrar, hücre normal potansiyeli olan 40-90 mV.u depolayana kadar, hücrede bir miktar potansiyel bırakır. Nöral terapötik ajanın bozulmuş sahaya gelmesi ve içerdiği yüksek potansiyeli ile bozulmuş hücre membran potansiyelini repolarize etmesi, böylece stabilizasyonunu sağlaması, yalnızca nörovejetatif sistemdeki düzensizliği ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda nöral, humoral, hücresel ve hormonal etkinliği de restore eder.

Sonuç olarak görülmektedir ki, enjeksiyonların tekrarlanması neticesinde organizmanın repolarizasyon kabiliyeti ve kendiliğinden gerekli potansiyelde kalabilme yeteneği gelişmekte ve bu da rahatsızlığın giderilmesinde önemli ölçüde rol oynamaktadır.

Nöral terapi Almanya başta olmak üzere Avrupa ve ABD’de yaygın uygulanan bir tedavi şeklidir. Beş  yıldır Türkiye de her geçen gün ilgi gören ve hekimlerin eğitimine katıldığı bir tedavi şekli olmuştur.

Avrupa’da tüm ağrı tedavi merkezlerinde nöral terapi en sık uygulanan bir tedavi metodudur. Bu tedavi metodu sayesinde hastalar ağrılarıyla yaşamak zorunda kalmıyorlar.

Tedavi ettiği hastalıklar arasında; Migren, gerilim tipi baş ağrısı, boyun sırt ve bel ağrıları, boyun ve bel fıtıkları, kulak çınlaması ve baş dönmeleri, unutkanlık, nevralji, organik fonksiyon bozuklukları, her türlü eklem fonksiyon bozukluğu ve ağrıları, spor yaralanmaları, varis ve selülit tedavisinde, uyku bozukluğuve ve düzensizliği vardır. 

e) Kinezio Tedavileri:

Kinezio band uygulaması yaklaşık 25 yıldır başta spor yaralanmaları olmak üzere kas ve fasyalardaki ödem sertleşme ve spazmlarda kullanılmaktadır. Böyle durumlarda cilt ve kaslar arasındaki doğal boşluk sıkışır, bu da lenfatik sıvı ve kan sirkülasyonunu bozar, ağrı reseptörleri uyarılır ve ağrı oluşur.

İşte kinezio bant doğru bölgeye doğru şekilde uygulanırsa cilt ve fasya kas arasındaki doğal boşluğun tekrar oluşmasına buda ilgili bölgenin mikrosirkülasyonunun düzelmesine ve dolayısı ile ağrı reseptörlerinin uyarılmasının azalmasına ve takiben de ağrının azalmasına yardımcı olan hemen hiçbir yan etkisi olmayan bir tedavi metodudur.

f) Ozon Tedavisi:

Bel fıtığı beli oluşturan omurgalar arası disklerin kuruyup dejenere olması fonksiyonunu kaybedip parçalanması ve sinirlere bası yapmasıdır. Diskler ne zaman kurur deforme olur , diskler doğumdan sonra az da olsa kanlanarak beslenebilmesine rağmen 15-18 yaşından itibaren hiç damarı kalmaz ve sadece çevre dokudan emme (difüzyon ) yolu ile beslenir beslenmesi zayıf kalıncada gittikçe güçsüz kalır çürüyüp ölmeye başlar peki diskimiz yeterli oksijeni enerjiyi alamayınca üstüne birde sigara kötü beslenme egzersiz yapmama kötü kullanımda eklenince deformasyon ve fıtıklar kaçınılmaz bir son olarak karşımıza çıkar. Biz hekimle daha birkaç yıl öncesine kadar bel fıtığı olan hastalara ancak 3 ana grupta tedaviler verebiliyorduk; ilaç ve istirahat, fizik tedavi ve son olarak ameliyat...

Oysa artık günümüzde bel fıtığı için yep yeni bir silah var elimizde;

Ozon tedavisi, yüksek yoğunluklu oksijen olarak adlandırabileceğimiz ozon tamamen doğadan atmosferden elde edilir. Anti oksidan sistemi aktifler, hücre metobolizmasını hızlandırır, disk içi dokularının rejenerasyonunu arttırır, kollajen dokuları aktive eder disk içi oksijen seviyesini arttırır bu şekilde diskin kendini tekrar tamir etmesine yardımcı olur.

Uygun seçilmiş bel fıtığı vakalarında; Medikal tedavilerden fayda görmemiş hastalarda, Fıtık yırtılıp spinal kanal içine akmadıysa ve disk yüksekliğinin 2/3 ü korunduysa disk içine verilen uygun dozda ozanla oldukça başarılı yüz güldürücü sonuçlar alınabilmekte, hastaların günlük aktivitelerinde belirgin artışlar ağrı skorlarında ise anlamlı düşüş sağlanabilmektedir.

g) Kök Hücre Tedavileri:

Ve nihayet bel fıtığında tedavi mümkün oldu !!!

Bilindiği gibi bugüne kadar bel fıtığı şikayeti ile gelen tüm hastalarımızda bel fıtığını değil bel fıtığının neden olduğu şikayetleri sıkıntıları azaltmaya çalışıyorduk bunu da ağrı kesici ilaçlarla yada fıtığın etki ettiği kaslara eklemlere fizik tedavi ile gevşeterek yada çeşitli iğne korse manuel tedavi vb tedavilerle rahatlatmaya çalışıyor yada son çare olarak fıtık olan disk denilen eklemi cerrahi olarak çıkararak hastayı o seviyede disksiz bırakıyorduk, ki buda çoğu zaman ideal bir çözüm olmuyordu.

Ama artık tedavinin bütün kuralları tamamen değişti. ,gelişen son teknoloji sayesinde yıpranmış dejenere olmuş fıtıklaşmış diski tekrar tedavi ederek eski sağlıklı durumuna getirme şansına sahibiz; Evet kök hücre tedavisinden bahsediyoruz. Kök hücreler daha anne karnında da ki ilk hücreler anından itibaren bedenimizde bulunan hücrelerdir. Her çeşit dokunun iyileşmesi oluşması sırasında görev alırlar işte gelişen teknoloji sayesinde vücudumuzda bulunan bu kök hücreler kan yağ dokumuz veya kemikiliğimizden özel yöntemlerle alınıp kök hücre laboratuarlarımızda saflaştırılıp yoğunlaştırılıp milimetre küpünde milyonlarcasını bir araya getirip bunu yıpranmış fıtıklaşmış disk dokusu içine yine özel yöntemlerle yerleştirmekteyiz böylece kendi potent kök hücrelerimizin tekrar orijinal disk dokusunu yapmasını sağlayarak fıtıklaşmış diskleri tamir edebilmekteyiz. Uygun bel fıtığı hastalarını kalıcı bir şekilde tedavi ederek tekrar sağlıklı sağlam disklere kavuşturabilmekteyiz. Nasıl cildimiz kesildiğinde iyileşip tamamen eski haline dönebiliyorsa uygun vakalarda kök hücre tedavisi ile fıtıklaşıp dejenere olan disk dokusuda tekrar eski yapısına döndürülebilmektedir. Doğru zamanda, doğru şekilde doğru yere uygulanan kök hücre tedavisi ile gerçek bir bel fıtığı tedavisi artık mümkün gibi görünmektedir...

h) İntradiskal Radyofrekans Tedavileri:

Bel ve bacak ağrılarına neden olan bel fıtıklarında, ameliyatsız tedavi yöntemleri yıllardan beri uygulanmaktadır. Nükleoplasti de RF(radyofrekans) teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen, riski ve yan etkileri az olan bir yöntemdir.

Hangi hastalar bu yöntemden istifade ederler?
Sık sık bel, kalça ve bacak ağrısından yakınan; ilaç tedavisi ve fizik tedavi gibi tedavilerden sonuç alamamış olan ve henüz açık cerrahi aşamasına gelmemiş olan hastalar bu yöntemden istifade ederler. Patlamış ve omurilik kanalı içine girmiş bel fıtıklarında bu yöntem uygulanmaz.

Nasıl Uygulanır?
Hasta uyanık ve yatar durumda, bölgesel olarak uyuşturularak bel bölgesinden bir iğne ile röntgen kontrolu altında, hasta olan diskin bulunduğu omurlar arasına girilir. Radyofrekans enerjisi verilerek hasta fıtığı oluşturan dokuların buharlaştırılarak büzülmesi sağlanır. Böylece fıtığı oluşturan dokular büzülüp küçüldüğünden; bacağa giden siyatik sinir kökü üzerindeki baskı kalkar ve bel, kalça veya bacak ağrısı da ortadan kalkmış olur.

Ne kadar sürer?
Nükleoplasti uygulaması yaklaşık 30 dakikadır, ancak hastanın hazırlanması ve birden fazla fıtıklaşma durumlarında 1 –2 saate kadar uzayabilmektedir.

Laser uygulamasından farkı nedir?
Laser ile bel fıtığı tedavi yöntemlerinde uygulanan teknik ile uygulama bölgesinde 300 – 600 dereceye kadar ısı oluştuğu halde Nükleoplastide uygulanan bölgede ısı maksimum 70 derecedir. Bu nedenle Laser uygulamalarında olduğu gibi yüksek ısının çevre dokulara ( omurilik veya sinir kökleri, damarsal yapılar gibi ) zarar vermesi söz konusu değildir.

Yan etki veya riski var mıdır ?
Uygulama steril ortamda yapıldığından enfeksiyon riski çok zayıftır. Röntgen kontrolu altında yapıldığından istenmeyen durumların ortaya çıkması engellenir. Genellikle hastalar uygulamadan sonra kanülün girdiği bölgede hafif ağrı ve gerginlik hissedebilirler.

Neler Gerekli?

  • Bel (Lomber) MR tetkiki
  • Bel bölgenin 2 yönlü direkt grafisi
  • Hastanın muayene bulguları
  • Gerekli laboratuvar tetkikleri

Nükleoplasti uygulanacak olan hastanın hastaneye yatması söz konusu olmayıp uygulama bir cerrahi merkez veya hastanede gerçekleştirilmekte ve hasta aynı gün evine dönebilmektedir.

Bunlardan ozon ve kök hücre tedavisi dışındakilerin tümü fıtığın kendisini değil fıtığın neden sıkıntıları çözmeye yöneliktir.

Omurga sağlığınız için dikkat edilmesi gereken şeyler;

Kesinlikle saatler boyu aynı pozisyonda kalmayın. Uzun süre oturmanız gerekiyorsa her 30 dakikada bir ayağa kalkın, yada uzun süre ayakta durmanız gerekiyorsa her 30 dakikada bir biraz oturun.

İşlerinizin hepsini aynı grupta yapmayın. Örneğin 5 gömlek ütüleyip 2 kap yemek yapacaksanız, önce 3 gömlek ütüleyin sonra 1 kap yemek yapın takiben tekrar 2 gömlek ütüleyip diğer kap yemeğinizi yapın böylece aynı pozisyonda daha az kalırsınız.

Bir ağırlık kaldırmanız gerektiğinde onu nasıl kaldıracağınızı önce kafanızda planlayın, projelendirin.

Herhangi bir ağırlığı taşımanız gerekirse, yükü vücudunuza simetrik olarak paylaştırdıktan sonra taşıyın.

Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken, belinizin eğik değil de dik pozisyonda olmasına ve cismin vücudunuza elden geldiğince yakın durmasına dikkat edin.

Ağır bir yükü kaldırmayı denemeyin. Kaldırmak zorundaysanız, başkalarından yardım isteyin.

Hafif dahi olsa yerden bir cismi alırken dizlerinizi kırın ve çömelerek alın, belden eğilmeyin. Yükü belinizle değil, bacaklarınızla kaldırın.

Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayın, yanına iyice yaklaşın ve öyle alın. Bir cismi yerden alırken de önce onu bedeninize doğru yaklaştırıp sonra yükseltin.

Bir eşyayı taşırken, onu gövdenize yakın tutun. Taşınacak eşya vücudunuza ne kadar yakın olursa, omurganıza binen yük o kadar azalacaktır.

İki kişi iseniz ve bir eşyayı iki ucundan tutarak taşımanız gerekiyorsa, birbirinize haber vermeksizin kaldırma işlemini başlatmayın yada eşyanın bir ucunu asla bırakmayın.

Bir cismi kaldırmadan önce, ne kadar ağır olduğunu tahmin etmeye çalışın. Kaldırma işlemine geçmeden önce cismi hafifçe yoklayarak test edin ve ağırlığı hakkında tam bir fikir edindikten sonra kaldırın.

Cisimleri bedeninizle değil, önce beyninizle kaldırdığınızı unutmayın.

Bu nedenle, ağır bir yükü mutlaka kaldırmanız gerekiyorsa, haltercilerin yaptığı gibi çok iyi konsantre olun. Kaldırırken yavaş ve temkinli hareket edin, ani hareketlerden kaçının. Adalelerinize ani yük bindirmeyin. Kaldırma esnasında karın kaslarınızı kasarak bütün kas gruplarınızı aynı anda çalıştırın. Karın ve sırt adalelerinizin kasılması omurganızı destekler.

Ağır bir yükü belinizden daha yükseğe kaldırmayın. Hele bu yükü başınızdan yukarı kaldırmayı denemeniz tam bir felaket olabilir.

Ayakta iken belinizi sağa veya sola doğru rotasyon yaptırıp eğilerek yerden bir şey almayın.

Yük elinizde iken dönmeniz gerekiyorsa belinizle değil, ayaklarınızın yerini değiştirerek dönün.

Beliniz geriye doğru eğilmiş vaziyetteyken sırtınıza ağırlık yüklemeyin. Mutlaka yüklemeniz gerekiyorsa, dizleriniz biraz kırılmalı ve vücudunuz öne doğru hafif eğik olmalı.

Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekerek veya iterek tek başınıza götürmeyin.

Bir cismi taşırken ayaklarınızın yere sağlam basması gerekir. Her iki ayağınız arasındaki mesafe de yaklaşık omuz genişliğinizde olmalı ve ayak uçlarınız dışa bakmalı.

Sandalye veya koltukta otururken dik bir pozisyonda olmaya gayret edin ve bunu alışkanlık haline getirin. Bu esnada diz eklemlerinizin kalça eklemlerinden daha yüksekte bulunmasında, ayak tabanlarının yere temas ederken düz konumda olmasında ve yere rahatça basmasında yarar var. Otururken zaman zaman pozisyon değiştirmeniz de iyi olur.

Yumuşak, alçak ve derin koltuklarda oturmayın. stabil olmayan bozuk koltukların ve yumuşak iskemlelerin belinizi tehdit ettiğini unutmayın. Kol konacak sandalye ve koltukları tercih edin.

Oturur pozisyonda öne doğru eğilerek kesinlikle ağırlık hafif de olsa kaldırmayın. Sandalyede otururken ayaklarınızın altına bir basamak çekerseniz daha rahat edersiniz.

Abdest alırken, dişlerinizi fırçalarken ya da elinizi, yüzünüzü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyin; belinizi olabildiğince dik tutmaya gayret edin. Bu nedenle, evinizdeki lavaboların mümkünse biraz daha yüksekçe yapılmasını sağlayın, gerekirse ayağınızın altına bir küçük tabure koyun.

Her gün ez az 20 dakika yürüyün. Yürüme mesafesini giderek arttırın.

Bir defa bel rahatsızlığı geçirmiş ve iyileşmişseniz, uzman doktorunuzun önerdiği egzersizleri aksatmadan yapın; çünkü düzenli egzersiz yapanlarda ağrının tekrarlaması daha seyrek görülür. Kronik ağrısı olan hastalar, hafif ağrılı dönemde bile egzersizlerden yararlanırlar.

Sağlıklı olsanız bile her gün kaslarınızı güçlendirici egzersizler yapın. Karın, sırt ve kalça adalelerinin vücudun doğal korsesi olduğunu unutmayın.

Egzersizleri, düzgün ve sert bir zemin üzerinde yapın.

Egzersiz hareketlerinin sayısını gün geçtikçe yavaş yavaş arttırın, başlangıçta aşırıya kaçmayın.

Spor veya egzersiz yaparken ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçının.

Spor veya egzersize başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yapın.

Egzersiz sonrasında şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa uzman doktora danışın. Bir saati geçen rahatsızlık söz konusu ise o hareketi yapmayın.

Günlük yaşantınızda ani hareketlerden sakının. Özellikle yataktan veya koltuktan kalkarken ani hareket yapmayın.

Yataktan kalkarken önce yan dönüp sonra doğrulup sonra her iki ayağınıza da eşit ağırlık verip dikkatlice kalkın.

Sandalyeden kalkarken bir ayağınız diğerinin önünde olmalı, bacak kaslarınız ve kollarınızın yardımıyla kendinizi yukarıya doğru iterken sırtınız dik pozisyonda bulunmalı.

Yüksek iskemlelerde veya benzeri yüksek yerlerde oturmak bele binen yükü arttırır, bundan kaçının.

Televizyon seyrederken veya herhangi bir gösteriyi izlerken koltukta sırtınızı kamburlaştırmak rahatsızlıklara yol açar.

Her gün beyaz peynir ve bir kase yoğurt yemeyi ya da bir bardak az yağlı süt içmeyi alışkanlık haline getirin, güneş ışığından yeterince istifade edin.

Vücut ağırlığınızı sürekli kontrol altında tutun. Alınan her fazla kilonun vücudunuz ve beliniz için ilave bir yük olduğunu, bunun da belinizin biyomekaniğini olumsuz yönde etkilediğini unutmayın.

Uzman hekime danışmadan bel korsesi kullanmayın. Çelik balenli korselerin uzun vadede bel ve karın adalelerini zayıf bırakacağını unutmayın.

Kesin teşhis konulup bel ağrınızın nedeni anlaşılmadan belinizi asla çektirmeyin ve manüplasyon (el ile müdahale) yaptırmayın. Bunun bazen felce kadar giden sonuçlara yol açtığını unutmayın.

Üzüntü ve streslerin bel sağlığınızı da olumsuz yönde etkilendiğini bilerek ruh sağlığınıza özen gösterin. Ailevi, sosyal veya iş hayatınızla ilgili problemlerinizi çözmek için gerekirse ilgili doktor ve şahıslardan yardım isteyerek köklü bir çözüme gidin. Lüzumu halinde, bulunduğunuz ortamı geçici de olsa değiştirin veya tatile çıkın.

Yaptığınız işi sevin. Stres altında ve işyerinde mutsuz olan kişilerde bel rahatsızlıkları daha sık görülür. Bu nedenle meslek seçimi konusuna henüz hayatın başındayken gereken önemi verin.

Günlük yaşamda gerginlikten kurtulmanın yollarını öğrenin.

Yüksek topuklu veya topuksuz ayakkabı giymeyin. Ayakkabılarınızın topuklarının yüksekliği normal, ökçeleri yumuşak olsun.

Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi sanki üstüne düşüyormuş gibi bırakmayın. Yavaş yavaş, kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçin.

Sandalye veya koltukta otururken, öne doğru eğilerek uzun süre durmayın.

Beliniz ağrıdığı dönemlerde alafranga tuvaletleri tercih edin. Tuvalete otururken en azından tek elinizi destek olarak kullanın.

Tuvalet ihtiyacınızı giderirken oturur pozisyonda öne doğru eğilmeyin. Ağrılı dönemde alafranga tuvalette ters oturmanız, bu açıdan yarar sağlayabilir.

Sert yatak istirahatinde iken, altına birkaç yastık koyarak ayaklarınızı yükseltmeniz daha iyi olacaktır. Bu esnada yemeklerinizi yatarak yiyebilirsiniz. Namazlarınızı sağ yanınıza doğru yatarak işaretle kılabilirsiniz. Yastığınızın alçak olmasında da yarar var. Bu pozisyonda yorulursanız yan yatabilirsiniz.

Yan yatışta kalça ve dizlerinizden çekerek bacaklarınızı toplar ve ana rahmindeki gibi kıvrılarak durursanız rahat edersiniz. İki bacağınızın arasına yumuşak bir yastık koymanız da iyi olur.

Doktorunuz mutlak yatak istirahati vermişse, tavsiyesine uyun. Bu tedavi esnasında ağrınız artıyor, durumunuz kötüye gidiyorsa doktorunuza bildirin. Birkaç gün içinde iyileşirseniz yine doktorunuzu haberdar edin. Uzman doktor, hastanın tedaviye vereceği cevaba göre bu süreyi arttırabilir ya da azaltabilir. Zaten ilk birkaç gün sonrasında hastalığın genel seyri kendisini belli eder. Prensip olarak hasta, becerebildiği anda normal yaşantısına dönmelidir. Kriter, hayat kalitesidir. Zira, lüzumsuz uzamış yatak istirahati de doğru değildir.

Yorgunluğa bağlı olarak beliniz ağrıyorsa, usulüne uygun yapılan 30 dakikalık istirahat en iyi ilaçtır. Tam rahatlamak ve gevşemek için ayaklarınızı sandalyeyle yükseltirken, boynunuzun altına da küçük bir yastık koyabilirsiniz.

Sırtüstü yatarken yüksek yastık kullanmayın.

Yatağınız bel hizasından itibaren kırılabiliyorsa, 45 derecelik bir açı oluşturacak şekilde ayarlayarak sırtınızı dayayabilir ve dinlenebilirsiniz. Böyle bir yatağınız yoksa, iskemleyi devirerek arkalığın üzerine yastık koyup aynı şekilde dinlenebilirsiniz.

Bacaklarınız düz pozisyondayken ayakta dimdik uzun süre hareketsiz kalmayın. Değişimli olarak bir ayağınızı öne doğru uzatıp pozisyon değiştirin veya yürüyün.

Beliniz ağrıdığı dönemlerde alafranga tuvaletleri tercih edin. Tuvalete otururken en azından tek elinizi destek olarak kullanın.

Tuvalet ihtiyacınızı giderirken oturur pozisyonda öne doğru eğilmeyin. Ağrılı dönemde alafranga tuvalette ters oturmanız, bu açıdan yarar sağlayabilir.

Sert yatak istirahatinde iken, altına birkaç yastık koyarak ayaklarınızı yükseltmeniz daha iyi olacaktır. Bu esnada yemeklerinizi yatarak yiyebilirsiniz. Namazlarınızı sağ yanınıza doğru yatarak işaretle kılabilirsiniz. Yastığınızın alçak olmasında da yarar var. Bu pozisyonda yorulursanız yan yatabilirsiniz.

Yan yatışta kalça ve dizlerinizden çekerek bacaklarınızı toplar ve ana rahmindeki gibi kıvrılarak durursanız rahat edersiniz. İki bacağınızın arasına yumuşak bir yastık koymanız da iyi olur.

Doktorunuz mutlak yatak istirahati vermişse, tavsiyesine uyun. Bu tedavi esnasında ağrınız artıyor, durumunuz kötüye gidiyorsa doktorunuza bildirin. Birkaç gün içinde iyileşirseniz yine doktorunuzu haberdar edin. Uzman doktor, hastanın tedaviye vereceği cevaba göre bu süreyi arttırabilir ya da azaltabilir. Zaten ilk birkaç gün sonrasında hastalığın genel seyri kendisini belli eder. Prensip olarak hasta, becerebildiği anda normal yaşantısına dönmelidir. Kriter, hayat kalitesidir. Zira, lüzumsuz uzamış yatak istirahati de doğru değildir.

Yorgunluğa bağlı olarak beliniz ağrıyorsa, usulüne uygun yapılan 30 dakikalık istirahat en iyi ilaçtır. Tam rahatlamak ve gevşemek için ayaklarınızı sandalyeyle yükseltirken, boynunuzun altına da küçük bir yastık koyabilirsiniz.

Sırtüstü yatarken yüksek yastık kullanmayın.

Yatağınız bel hizasından itibaren kırılabiliyorsa, 45 derecelik bir açı oluşturacak şekilde ayarlayarak sırtınızı dayayabilir ve dinlenebilirsiniz. Böyle bir yatağınız yoksa, iskemleyi devirerek arkalığın üzerine yastık koyup aynı şekilde dinlenebilirsiniz.

Bacaklarınız düz pozisyondayken ayakta dimdik uzun süre hareketsiz kalmayın. Değişimli olarak bir ayağınızı öne doğru uzatıp pozisyon değiştirin veya yürüyün.

Sağlıklı iken düzenli olarak spor yapın. Yüzmeye önem verin, yürümeyi ihmal etmeyin.

Daha önce bel rahatsızlığı geçirdiyseniz; güreş, boks, judo, futbol, basketbol gibi mücadele gerektiren ve halter, jimnastik, golf, tenis gibi zorlayıcı sporlardan uzak durun. Bunların yerine yürüme ve yüzme gibi sporları tercih edin.

Çocuklarınız hızlı gelişsinler diye onlara aşırı antrenman veya gereğinden fazla spor yaptırmayın. Çocuklarınızın okul çantalarının aşırı ağır olmamasına dikkat edin.

Çocuklarınızı, oturarak ders çalışırken öne veya yana eğik durmamaları konusunda sık sık uyarın. Masada uzun süre çalışması gereken kişilerin öne eğilmemeleri için, çalışma yüzeyinin bir miktar eğimli olmasında yarar vardır. Ayrıca, masanızın altına ayak dinlendirme basamağı koyun.

Raflardan kitap veya herhangi bir eşyayı alırken önce ayağınızın altına yükseltici bir şey koyun ve eşyanın hizasına yükseldikten sonra onu alın.

Çamaşır asarken yukarıya doğru uzanarak belinizi germeyin, ipin seviyesini boyunuza göre ayarlayın.

Ayakkabınızı bağlamanız veya benzer bir hareket yapmanız gerekiyorsa, çömelerek veya yüksekçe bir cismin üstüne basarak yapın.

Yatarken önce yatak kenarına oturun ve bacaklarınızı yukarıya çekerken gövdenizi yatağa uzatın.

Otomobilinizden inerken kapıyı açın yana dönerek iki ayağınızı birden yere koyarak dengeli bir şekilde öne doğru dikelerek kalkın. Otomobil kullanırken koltuğunuz sert olsun, arkaya dayandığınızda koltuk belinizi desteklesin ve adeta kavrasın. Uzun yola çıkarken belinizi ince bir yastıkla destekleyin.

Otomobile bindiğinizde, koltuğunuzu pedallara yakın olacak şekilde ayarlayın. Dizlerinizin de kalçanızın biraz yukarısında durmasını sağlayın. Aksi halde beliniz rahat etmez.

Uzun süre araç kullanmayın. Şayet önünüzde kat edilecek çok uzun bir yol varsa, sık sık mola vermeyi ve bu esnada biraz yürümeyi tercih edin.

Arabanızın bagajını boşaltırken, eşyaları öne ve ileriye doğru uzanarak almayın. Önce bir ayağınızı tamponun üzerine koyun, sonra belinizi fazla eğmeden bagajı boşaltın.

Ütü yaparken tek ayağınızın altına 15-20 santimetre yükseklikte bir cisim koyarak hafifçe yükseltin, belinizin rahatladığını göreceksiniz. Bir süre sonra basamağın üzerine öbür ayağınızı koyun.

Elektrikli süpürgeyle veya paspasla yerleri temizlerken öne doğru eğilmeyin ve belinizi dik bir pozisyonda tutmaya gayret edin. Bu nedenle uzun saplı süpürge kullanmak daha yararlı olacaktır. Bahçede çalışırken de uzun saplı aletleri tercih edin.

Yatağınız sert olsun. Yattığınız zaman vücudunuz yatağa gömülmesin. Vücudu değişik şekillere sokan, stabil olmayan, yumuşak veya çöküntülü yataklar sağlıklı değildir. Altında sunta veya tahta olan yataklar ile üzerine yatıldığında omurganın fizyolojik kıvrımlarına uyum gösterebilen kaliteli ortopedik yatakları tercih edin.

Bilgisayar karşısında saatlerce hareketsiz veya uygun olmayan pozisyonda kalmak beli rahatsız eder. Bilgisayarda çalışırken başınız dik, beliniz ve kalçalarınızın arka kısmı destekli, köprücük kemikleriniz yere paralel durumda olmalı. Gözleriniz ekranın üst düzeyi hizasına yakın konumda ve ekranı tam karşıdan görecek pozisyonda bulunmalı. Kollarınız rahat, ön kol ve bilekleriniz aynı çizgi üzerinde yere paralel olmalı. Ayaklarınızı da bir destek üzerine koymanız daha iyi olur.

Daha önce bel rahatsızlığı geçirdiyseniz, zıplama hareketi yapmayın ve yüksek bir yerden asla atlamayın.

Sağlıklıyken, günlük yaşantınızda tembel olmayın, hareketliliği tercih edin. Fazla harekete izin vermeyen iş ve hayat düzeni belinizi tehdit eder. Söz gelişi, otobüsten bir durak önce inmek veya asansör yerine merdiveni kullanmak size çok şey kazandırır.

Yürürken veya ayakta dururken vücudunuzun dik bir pozisyonda olmasına özen gösterin. Ağırlığınızı her iki bacağınıza eşit olarak paylaştırın. Ayakta dururken her iki omuz ve kalçanızın aynı hizada olmasına dikkat edin. Doğru duruşta çene içeri çekilmiş, baş dik, sırt ve bel düzdür. Bu duruşta, kulaktan yere indirilen dik çizgi, omuz ve kalçanın ortasından, ayak bileğinin önünden geçer. Ayakta dururken sırt kambur, bel çukur, karın öne sarkık, göğüs yassılaşmış ve çene öne çıkmış olursa, bu duruş yanlıştır. Böyle bir pozisyon bele rahatsızlık verir ve iç organlar da basınç altında kalır.

İşyerinde devamlı oturarak çalışıyorsanız, bu durumun beliniz için sakıncalı olduğunu bilin ve ara sıra kalkıp dolaşın; çünkü oturur pozisyonda iken belinize binen yük, ayakta iken olduğundan belirgin şekilde daha fazladır. Yapılan araştırmalarda, günlük mesaisinin büyük bir kısmını oturarak geçirenlerde bel fıtığına yakalanma riskinin ayaktakilere oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Oturarak çalışırken belinizi ince bir yastıkla desteklemenizde yarar vardır.

Sırtüstü yattığınızda veya bir halıya uzandığınızda, bacaklarınızı dizlerinizden kırarak yukarıya doğru toplayın. Bu pozisyonda beliniz rahatlar ve ağrılarınız daha çabuk geçer.

  Yan veya sırtüstü pozisyonda yatarak uyuyun. Yüzüstü yatmayın. Sırtüstü dümdüz uzanmak da doğru değildir. Yatarken sizi aşırı terletecek yada üşütecek kıyafetler giymekten kaçının. Yatarken klima vantilatör gibi soğutucuların direkt üstünüze hava üflememesine dikkat edin.

Daha önce bel ağrısı tecrübesi yaşadıysanız, büyük eşyaların yerini değiştirmek, odun taşımak, ıslak halı asmak gibi işlerden kaçının.

İri cüsseli hayvanları yakalamak, yere yatırmak veya taşımak gibi zor bir işle meşgul olmak zorundaysanız, tek başınıza çalışmayın. Bu işlemi birden fazla kişi beraberce yapın. İşi ehline bırakmak ise en iyisidir.

Saçınızı yıkarken öne doğru iki büklüm eğilmeyin. Yere diz çöktükten sonra dirseklerinizi küvetin kenarına dayayıp başınızı yıkayabilirsiniz. Daha da iyisi, küvetin içine girip oturarak yıkanmaktır.

Bel rahatsızlığınız varsa kamyon, kepçe, greyder gibi belinizi sürekli sarsan iş makinelerini kullanmayın.

Koltukta kitap okurken, sırtınız arkaya yaslanmış ve başınız dik pozisyonda olmalı. Baş ve boyun öne eğilmiş şekilde okumak, beli rahatsız eder.

Masaya veya herhangi bir yere dayanarak dinlenecekseniz, beliniz çukur vaziyette olmasın. Kalça ve dizlerinizi bükerek kendinize daha rahat bir pozisyon verin.

Ayakta çalışırken, ayağınızın altına alçak bir cisim çekin. Vücut ağırlığını zaman zaman bir bacaktan diğerine aktarın. Bulaşık yıkarken lavabonun altındaki dolabı açarak bir bacağınızı içeriye doğru sokarsanız, rahat ettiğinizi göreceksiniz.

Çalışırken kendinizi aşırı yormayın. Bazen bir işten diğerine geçmek de dinlendirici olabilir.

Merdivenlerden inerken bastığınız basamaklara çok dikkat edin. Bazen son basamağa geldiğinizi sandığınızda bir basamak daha vardır ve siz farkında olmadan tüm vücudunuzla aşağıya doğru düşersiniz. İşte bu çok tehlikeli bir harekettir, bundan kaçının.

Tarlada, inşaatta, işyerinde, evde çalışırken veya kar kürerken beliniz aniden ağrımaya başladıysa, geri kalan işi bitirmek üzere gayret sarf etmeyip hemen istirahate çekilin. Sert bir zeminde sırtüstü uzanıp dizlerinizi hafifçe bükerek bacaklarınızı yukarıya doğru toplamış vaziyette 15-30 dakikalık istirahat oldukça rahatlatıcı olur. Eğer bu süre sonunda durumunuzda iyiye gidiş yoksa doktorunuza müracaat edin.

Sık sık eğilip bükülmenizi gerektiren bir iş yapıyorsanız, belirli aralıklarla dinlenin. Bu dinlenme esnasında da belinizi aksi yönde esnetin.

Bebeğinizi beşikten veya yattığı yerden alırken ona doğrudan uzanmayın. Önce dizlerinizi kırarak çökün ve bebeğe yaklaştıktan sonra kucağınıza alın.

Bir yaşını geçmiş çocuklarınızı kucağınıza alıp sevmek için belinizden eğilerek ileriye doğru uzanmayın. Çocuğunuzu mutlaka dizlerinizi kırarak kucaklayın ve severken de yanınıza oturtarak veya beraberce yatarak sevin.

Beliniz ağrıyorsa ve ağrı özellikle de bacağınıza vurmaya başladıysa, vakit geçirmeden uzman doktora müracaat edin. Doktor olmayan kişilerle kaybedeceğiniz vaktin bazen telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabileceğini unutmayın.

Kapı veya pencereyi açarken zorlanıyorsanız, güçlü bir kişiden yardım isteyin.

Karın kaslarının kasılmasıyla oluşan etki, disk içindeki basıncı bariz miktarda azaltır. Günlük yaşantınız esnasında çeşitli yerlerde beklerken karnınızı içeri çekerek adalelerinizi gerin ve gergin vaziyette 10'a kadar sayarak soluk almadan öylece durun. Sonra yavaş yavaş gevşeyin. Soluk tutma süresini haftalar ilerledikçe giderek arttırn sın. Karın kaslarınız kasılmış vaziyette soluk alıp vermeye alışın.

Bel fıtığının en çok etkilediği alanlardan biri de kişinin cinsel hayatıdır. Bu konudaki sıkıntılarınızı doktorunuza anlatmalısınız. Doktorunuz size, cinsel perhiz ve aktif cinsel hayatınızın ne şekilde olacağı konusunda geniş bilgi verecektir. Ancak ağrının şiddetini koruduğu süreçte ve akut dönemlerde cinsel perhiz uygundur. Şikayetler gerileyip kişi kendini aktif cinsel hayata hazır hissettiğindeyse, çiftlerin yan yattıkları pozisyon (erkek arkada) tercih edilmelidir. Hastalığı geçirmiş olan kişinin altta bulunduğu ve belini hafif bir yastıkla desteklediği pozisyon da nispeten tavsiye edilebilir.

Cinsel ilişki sırasında belinizi zorlayacak, basıncı arttıracak hareketlerden ve pozisyonlardan kaçının.

Bel rahatsızlığı geçirdiyseniz, uçak yolculuğu sırasında ayağınızı rahatça uzatabileceğiniz bir yeri tercih edin. Uzun süreli yolculuklarda koltuğunuzu hafifçe arkaya yatırın ve belinizi ince bir yastıkla destekleyin. Yolculuk esnasında sürekli oturmayın, ara sıra ayağa kalkarak biraz yürüyün. Yolculuk bitiminde valizlerinizi tekerlekli arabaya koyarak taşıyın. Valizleriniz zaten tekerlekliyse, problem yok demektir. İmkan varsa, yolculuk sonunda sıcak bir küvete veya jakuziye girerek adalelerinizi rahatlatın.

Belinizin ağrıdığı günlerde çevrenizdeki insanlardan yardım istemekten çekinmeyin. Evde eşiniz ve çocuklarınız, işyerinde ise arkadaşlarınız rahatsızlığı atlatmanızda size yardımcı olabilirler. Arabanızı bile birkaç gün süreyle başka birileri kullanabilir. Her işi bizzat kendiniz yapmak zorunda değilsiniz.

Doktorunuzun verdiği ilaçları tavsiye edildiği gibi kullanmaya özen gösterin. Mide problemi veya herhangi başka bir yan etki ortaya çıkarsa doktorunuza bildirin.

Bel ve sırt ağrılarının bir kısmı, günlük hayatta yaşanan stres, endişe, kızgınlık, kıskançlık, üzüntü ve bastırılmış öfke gibi duygular sonucunda ortaya çıkar. Devam eden bu tip duygular karşısında belirli bir çözüm ve rahatlama sağlanmazsa, beyin vücudun herhangi bir bölgesinde ağrıyı başlatma komutunu sizden habersiz olarak verir. Böylece asıl meseleden kaçılarak ilgi başka tarafa çekilir. Bel de bu tip olaylardan sıklıkla nasibini alan bölgelerden biridir. Böyle bir mekanizmanın tuzağına düşmüş olan kişi, hafif ağrılarını abartır. Aslında bu şekilde, çözülememiş duygusal problemlerden kaçılmaktadır. Doktora müracaat ettiğinizde yapılan tetkikler neticesinde ciddi bir hastalık teşhisi net olarak ortaya konamamışsa, yukarıda anlattığımız mekanizma aklınıza gelsin. Bir taraftan asıl probleminizi bulup çözmeye çalışırken, diğer taraftan telkinle hasta olmadığınıza kendinizi inandırın. Ağrılarınızın hafiflediğini, hatta kaybolduğunu göreceksiniz.

Tedaviniz bitip yeniden iş hayatınıza döndüğünüzde, faaliyetlerinizi yavaş yavaş arttırın. Hatta ilk birkaç gün yarım mesai ile yetinin. Belinize aşırı yükleme yapmayın. İş, aile ve sosyal hayatınızda, bu önerileri daima göz önünde bulundurun.

Alkol, diğer birçok zararlarının yanı sıra kemik sağlığını da olumsuz yönde etkiler. Omur kemiklerindeki mineral kaybı ve sağlıksız yapı, dolaylı olarak disklere etki eder. Bu nedenle alkol kullanmamaya özen gösterin.

Sigara içenlerin vücudundaki tüm hücreler yeterli oksijen alamaz. Bu olaydan kalp, akciğer ve beyin başta olmak üzere bütün organlar etkilenir. Omur kemikleri arasındaki diskler de oksijensiz ortamda daha kolay dejenere olur ve zamanla kendilerini tamir etme yeteneklerini kaybederler. Böylece, bel fıtığı gelişmesi riski de artar. Sigara ayrıca öksürüğü başlatır. Öksürük de dejenere olmuş ve zayıflamış disklerin üzerine aşırı bir basınç uygulayarak bazen bardağı taşıran son damla olabilir. Sigara içmeyin, içiyorsanız mutlaka bırakın. Bu konuda doktorunuzdan veya gönüllü kuruluşlardan yardım alabilirsiniz.